göğsümün en çukur yerinde ...



ben uyurken baş ucumda beni beklediğine inandığım melek
gözyaşlarım söz dinlemezken  düşmemek için bulutuna tutunan yağmur
çok üşürsem diye sakladığım kibrit çöpleri  yalnızlıklarıma
ve söylenmeye birikenleri  
hece hece sustuğum sabır

göğsümün en çukur yerinde bir doğum lekesi gibi taşıyıp durduğum keder
her uzanışımda kuruyan otlara imrenip yüreğime bükülen hayaller
kuşlarla nöbetleşe yaralandığım çocukluğum
kelimelere verdiğim rahatsızlıktan dolayı mahçupluğum
gençliğimden kaçırdığım şu esmer dalgınlık
severken duası anne gözlerinin 
yahut yerin çekim kuvvetinden habersiz   
hep boşluklarda geçen ömrüm benim
şimdi biriniz
biriniz söyleyin
söyleyin lütfen
çıkmak için çırpınan bir iç
çıkmaya çırpınan bir iç
nasıl çıkar ?
nasıl çıkar ? ah
hiç kapısı olmayan  bir yerden .

yaprak denince, sarı
huzur denince, uyku
sevmek denince
emanet gülüşler geliyor aklıma bir tek
yıl dediğin zaten
365 hüzünden ibaret ...
____ ^^
 



 
__________
rutin can sıkıntısı yine
ve şurada biraz laflayalım belki kafamız bi parça dağılır, denemelerinden bilmem kaçıncısı
aslında öyle ilave darlanmaya sebep mevzular yok ama zaten var olanlar yetiyor tabi o ayrı
yine her zamanki gibi hayatla çok uyumlu ve sevecen bi ilişkimiz yok
ve yine,, insanlar çok süper keşke bi yedi milyar kişi daha olsa,,demiyorum : )
aslında çok umursamıyorum bi dolu şeyi aslen, bi dolu şeyden geçtiğim içindir muhtemelen
tamam mavrasını yada söylenmesini yapiyorum ara ara
yok şu adam ne şanslı bu herif ne zengin öbürü ne zeki şurda duran ne birikimli adam arkadaş
diye sahici anlamda kıskanıyor fesatlanıyor değilim yeminle : ) /yemin etme ihtiyacı hissetmek niyeyse : ))/
tamam yalan değil hani gençlikte lan şu benden yakışıklı erkekler bi sabah komple buharlaşsalar negzel olmaz mı yeryüzü diye iç geçirmedim değil : )
ama hani olur o kadarlık gençlik işte be : )
gerçek anlamdaysa benim şu hayatta kıskandığım iki tip insan modeli var
biri, başını yastığa koyar koymaz saniyede uykuya dalan o gıcık o şanslı tip : )
diğeri de, hani vardır ya, ben insan sarrafıyım oğlum, tek bakışta çözerim
şu sağlam, şu güvenilmez, ah bak bu saf garibim ama bak şu çakalın önde gideni diyen tipler
işte o insanları ve onların o derin bilgisini kıskanırım bu çok net : )
ki uykusuzluktan ölürken bile yatakta dönüp durmak kişiyi kendinden bile bezdirebilen bişi biliyorum
ve insanları tanıyamamak yahut heh tamam hafız ben şu kişiyi tanıdım dediğin anda
pek öyle değilde daha çok şöyle yani başka biri olduğuyla rastlaşmak ayrı bi şaşkınlık
ve peşinden hızla yabacılaşmak ve soğumak hissi bende durum bu
insanın derisinin yırtılıp içinden başka bi insan çıkması gibi bişi
ki hani sadece karşı cinsi kadın erkek ilşkilerini kastediyor değilim bu olayda
genel itibariyla insanları eş dost arkadaş akrabayı ne varsa katabiliriz içine
ki geçen uzun zamanlara rağmen tanıyamamak
yahut hiç ummadığın bir şeyine rastlamak
benim tanıdığım x kişisi hayatta bunu yapmaz dediğin şeyi yapmış olmasına şahit olmak
o şöyle davranır diye tanımışlığın verdiği güvene yaslandığın durumların tersiyle karşılaşmak
en kestirmesinden diyeyim, ruh halimin apışıp kalmasına yol açiyo direk ben de : )
hatta illa olumsuz manada değil bu,, olumlu manadaki değişimlere bile bi hopp noluyoruz refleksi var bünyemin
- şafak ne haber ?
- bildiğin gibi be muhittin senden ne haber
- nolsun iş güç,,geçen ay marstaydım iki gün önce geldim işte,, yorgunluk beee, başka bişi yok
gözünü seveyim yer çekiminin dünya gibisi varmı
- hıı ? ,,neyy,,nerdeydin ?
- marsta ya hani diyolar ya kızıl gezegen, hoş o da kzılsa hiç kızıl görmesek
- ya yürü git, beni mi yiyon, sandalyeye çıkınca bile çok yüksek başim dönüyo diyen adamsın oğlum sen ne marsı
- ohoo çok değiştim abicim ben,, azmettim zıplaya zıplaya marsa gittim
bu kadarla kalsam iyi ne yapsam beğenirsin
tutup keşfeldimemiş 72 tane daha gzegeniydi yıdızıydı metoruydu ne varsa keşfedip hepsine de kendi adımı verdim
- anlamadım neyi ne ettin ve nasıl ve ne adı ve bidaha nasıl
- abi işte marstayım gene ve gece vakti bilirsin uyku da kaçınca
yaktım bi sigara bakıyorum öyle gökyüzüne,, ne göreyim
şöyle keşişleme yönünde daha önce hiç lafı edilmemiş bi gurup yıldız şu ne bu ne derken
oldumu sana 72 tane bilimum gezegeni bişeysi, yolda para bulmuş kadar sevindim inan olsun
ee bizim bilim dünyasında da olayımız bu,, kim bulursa adını o verir
ben de birine muhitinin cezvesi,,diğerine gece ve muhittin,,öbürüne,, küçük muhittin diyerek
isim babası oldum haliyle hepsinin
- yok artık
- yeminle
- sizin bilim dünyası,,,, sonra gezegenler uzay falan,,, lan sen liseyi daha birinci sınıfta bırakmadın mı beni mi kekliyosun ayak üstü
- abi ben lise ve sonrasını hatta nasa yı bile dışardan bitirdim valla bak çok azmettim
- ya bi susss,,nasayı dırşardan bitirmişmiş de yok küçük muhittin koymuşmuş yıdızın adını da
ayrıca hay ben senin yaratıciğına küçük muhittin ney lan
- abi o anlamda değil ki sen yanliş anliyosun ben orada çocukluğuma bi ithaf bi bişey olsun gayesiyle
- bak ama hala anlatıyo çocukluğuymuş,,sanki bilmiyoruz çocukluğunu
beraber büyümedik mi oplum biz sen muhittin değilmisin yoksa kimsin sen
sen,,sen,,sen artık bittin oğlum benim için yabancısın nokta net
- abi nereye yaa bak nasıl hızlı gidiyo atmosfere girmiş uzay aracı gibi
abiii abiiiii bi dinle bak marsta hayat buldum
en azından şunu alaydın ya hatıra olurdu niye böyle ön yargılı davraniyosunn ki
bak marsta bulduğum hayata mars ördeği sana vereyim diye sakliyodum bunu ben
ha evet vak vak diye şey etmiyo da tıslıyo az değişik hayvan
ama uzay ördeği sonuçta olur o kadarcık
dinlemedi bile yuhh,,sonra niye türkiyeden bilim insanı çikmiyo
neden plutonu duvarla çevirip burası bizim demiyoruz
çevre böyle yalnızlaştırırken nasıl çıksın insanda heves mi kaliyo
venüste yaptırdığım havuzlu villayı diyemedim bile

: ) işte örnekteki gibi ne zararı var hatta negzel olmuş diyebileceğimiz olumlu değişimlerde bile ben bi yabancılaşyorum o kişiye
sanırsam hazzetmiyorum güç bela tanıdığım ve yakın durulabilir kafa dengi ya da güsel
yahut iyi huylu ya da neyse ne işte olan
ama iç sesimi güvenilir veya yabancım değil kılan birinin bambaşka biri olup çıkmasından
hoş sadece anlayamadığım insanlar da değil kimi hayvanları bile anlayamiyorum arkadaş ben
/ güzel geçişti yaptim ama demi kabul et : )/
misal : )
evet misal eskiden yapardım diyelim karınca yuvasına rastladımbi yerde
eğilirdim biri şuraya gidiyo öbürü bi yana kiminin ağzında kırıntı kimi bitki parçası taşıyo bi hengame bi hareket falan
dur diyorum birinin taşıdığı şeyi bi kıyısından tutup hop yuvasının ağzına bırakıyorum misal
hani onun beş saat çekiştire çekiştire getireceği şeyi ben saniyesinde onunla birlikte alıp yuvasının ağzına bırakiyorum
ee ne beklersin bu durumda : ) tabiki de birden şaşırması
noluyo lan tepkisi vermesi ne bileyim koşup arkadaşlarına
oğlum az önce çok değişik bişi oldu lan,,bir nevi ışınlanma bir çeşit ışık hızında seyahet deneyimi yaşadım dünya dışı bi etki aldım bir nevi,,çok garipti
diye heyecanlı heyecanlı anlatması değil mi normal olanı : )
veya kırıntıyı da işi de oracıkta bırakıp yuvasının eşiğine oturarak dalgın dalgın
hayat çok garip,,herşey yiyecek taşımaktan ibaret olamaz hayır hayır bu olamaz benim varoluş amacım
evren ne çok gizemle dolu
hayata gelişimizin asıl sebebi bambaşka şeylerdir belki şu yaptıklarımız bi yanılsama
tadında kendini felsefi bi sürece
olmadı mistik veya sufi bi devinime sürüklemesi gerekmez mi sorarım : )
o da olmadı en basitinden bi korkması tırsması bi dua okumaya yeltenmesi
hepsini geçtim lan bari bi teşekkür edercesine bi gülümse be,,öyle devam et gene işine demi : )
ıı ııhh hiç biri yok,,arkadaş bu neyin özgüveni bu neyin aşmışlığı anlamıyorum ki
bu herşeyi çözmüş tavırlar bu kayıtsızlık
sanki her gün oradan oraya saniyede geliyomuşçasına kanıksamışlık
bu nasıl tepksizlik bu nasıl sorgulamamak hiçbir şeyi hiç anlamiyorum evet hiç
ve devam edelim konuya ve al sana ikinci örnek de belgesellerde denk gelmişsindir sen de
evet afrikada belgesel çeken bi ekip vardır ve giderler işte çitaydı leopardı onların doğal yaşamlarıydı falan izleriz onları
ve illa ki bi yerinde o çita gelir çıkar o belgeseli çekenlerin çekim yaptığı cipin üzerine
uzun kuyruk bize artık alıştı..yaklaşık kırk gündür buradayız ve bi kaç seferdir ona bu kadar sokulmamiza izin veriyo”
bu yani,,kırk gündür ordasınız ve bu yetti kırk günde alıştı size pezevenk
ee o cipin üzerinden hala bakışlarını dikip hallendiği antiloplarla yirmi senedir yan yana da niye onlara da bu dostane yaklaşimı göstermiyo
neden sizin yaninıza gelince kuzucuk oluyo bu adi leopar da
antiloba zebraya gelince röaarggh diye hava yapiyıo
lütfen gerçekler konuşulsun bu konuda artık ya
artık neyse aranızdaki mevzu Ya da o kirli alışveriş dillendirilsin
kamerayı kapatınca iki porsiyon döner sözü mü veriyosunuz
seni ortamlara sokucaz acayip eğlenicen oğlum diye mi ümitlendiriyosunuz
hayvana banka kredisi çektirip borçlandırdınız da
bu yüzden mi sizin yanınızda süt dökmüş kedi
ne iş bilemiyorum ama var bi bişii
ve son sözüm sana uzun kuyruk musun küçük kulak mı her neysen
tamam seni anlıyorum kısmen, işinde gücünde ekmeğinin peşinde bi leoparsın ya da çıtasın tamam
ama abicim nedir bu kamerayı görünce uzaklara dalgın dalgın bakmalar
gözlerini bi noktaya dikip bu karizmaya kasma çabası
ne yani ün peşinde misin derdin popülerlik mi ne ayak hesabın ne ?
nedir olayın iki karede artist çıkayım da gelsin hayranlar şan şöhret para planımı dönüyo kafanda ?
hayır az sonra bi hışımla kaptırıp antilopların şu güzel ortamlarını bozacağına
kapsana şu yandaki yok uzun kulak şöyle yok kısa kuyruk bu gün çok keyifli diye mıy mıy mıy konuşan hatunun baldırından
ki anlayalım doğal olduğunu samimiyetine inanalım demi : )
sonuçta o da et bu da et,,ee biri dibinde diğeri yüz metre koşucan da yakalayıp yakalamayacağın muallak
sahiden anlayamıyorum hafız ben seni
neredeyse neyşınıl ceografikte maaş artı sigorta artı yol artı sıcak yemek şeklinde işe girdiğini düşünücem hatta düşünüyorum bil bunu.
neyse bu kadar yeter anlayamamak üzerine ettiğim laf diycekken az önce ne buldum bak : )
http://www.youtube.com/watch?v=KolfEhV-KiA
gülmedim desem yalan olur hatta hala gülümsüyorum : )
açınca şöyle bişeyle karşılaşıcan,,hani filmlerde olur
sevgilisi gider adamın ayrlık anıdır ne bileyim hani başka bi ülkeye gitmek zorundadır
ve yeni bitmiştir vedalaşma anı
yada onu terketmiştir az önce kadın
adamsa o hüzün ve o içsel yoğunlukla
melankolik bi suskunluğa bürünür ve gider yavaşça kemanını alır ve pencerenin kıyısında saatlerce
içindeki hüznü notalara döker ya
ve izleyenler etkilenir ahh ya yazık hissli adam kıyamam falan der hani: )
işte yine bi adam ve yine benzer bişi olmuş muhtemelen
ve o da o vedanın ya da o taze terkidelmenin kapı sesiyle birlikte
vazoda çiçekler mum ışığındaki hüzün eşliğinde kalakalır
ne yapsın o da çalabildiği enstruman olan flütüne evet fülütüne sarılır
ve o etkileyici titanic müziğini belkide en hüzünlü şekilde icra eder :)
yaralı bir iç sonuçta : ) ve bizde izleriz onun kah denizin ufuk çizgisinde kaybulan gözlerini
kah rüzgarlara saldığı saçları gibi savurduğu neredesin sevdiceğim özlemini
kah bir tepede dalgın bakıyor olsada boşluğa
patlayan duygularının o dayanılmazlığı ve isyanın halini
ve izler onunla birlikte hüzünleniriz çok : )
sahiden ama ya adam artist tavrlarla gitarını alıp balkonunda gün batımna karşı hüznünü melodilere gömerse etkileyici
kemana sarılıp döktürse ahh kiyamam : ) piyanusu inlerse, hastasinım
ama fülütü üfleyince şapşal şey : )
ee al işte bi anlaşılmaz çifte standart daha..ne yani adam flüt çalabiliyo bi tek ne yapsin
yaşamasın mı az önceki vedadan içinde kopan fırtınalarını
savurmasın mı efkarını gamlı notalarına : )
gitar olunca keman piyano olunca etkileyici füküt olunca ıı ıhh mı diycez
ee adam bi tek darbuka çalmayi biliyo da olabilirdi : )
- gidiyorum samet gidiyorum ve sakın ve asla beni arama anladın mı
yeminle abilerime derim ağzını burnunu kırarlar dümdüz olur demedi deme ve elveda sonsuza dek
- nurtennnn ! gitme lütfen nurten
ve çatt diye kapanan kapının sesi ve kadının gözden kayboluşunu penceresinden hüzünle izleyen adam
sonra olanca durgunluğuyla ve yüzünde bir ölüm sessizliği
gidip kutusunu açıp darbukasına çıkararak balkona çıkar ve balkon demirlerine yaslanarak
içindeki o yerle birliği içindeki o matemi ve kendini müziğine kilitleyerek dışa vurur
dum trak trakk trak tak şeklinde evet : )
hayir balkonda çalmasa bence bi derece olurmuş aslinda darbuka ama
hani biri duyacak aşağıdan geçen falan,, seslenecek sokaktan hoş değil gibi sanki : )
- samet abiii,,abiii hayirdır kına gecesimi var akşama üç mahalle aşağıdan ritmi duyduk oyanaya oynaya geldik valla döktürüyon maşalahhın var allah nazarlardan saklasın
- topunuzun allah belasını versinnnn topunuzun herşeyinnnn ühüüü hüü ühüü ühü
hüznüm var kederim var uleyn benim, bir aşkın enkazı altinda yürek ve
ve lanet olsun enstruman olarak darbukayi seçtiğim güne ühhüü hü hüü dumm trakk trakkkk trak
yazık valla ya : ) gerçi şey de var hani yine veda sahnesini düşün filmlerde
yine kadın gitmiş adamda ressam
kapanır atolyesine geçer tualin karşısına içindeki o karanlığı yada karmaşayı döker resmine gecelerce o resme konuşur adamın ruhu falan
böyle oluncada etkileyici demi : )
ama adam manavsa : ) ne yani herkes resssam mı olacak arkadaş
manavlarda terkedilir ve onlarda kendilerini işe vurarak içsel dünyalarrına kapayabilirler bütün dışarıyı
ama kadın gitmiş ve resme hüzünlü fırça darbeleri vuran ressam etkileyici
lakin kadın gitmiş ve manavında eline bezini alıp limonları elmaları parlatan manav değil bu mudur yani : )
ustasındaki yıkıma anlam vermeye çalışan çırağının çaresizliği bile etkilemez değil mi sizi
- usta neyin var altı saattir aynı limonu siliyosun marullara su serpeceğine çay döktün az evvel
noldu maliye ceza falan mı kesti gene dükkana konuş benimle usta
-sedat,,sedatttt şimdi ağzının üstüne geliyo ama beş kardeş,,,git,,git bu gün izinlisin sen
beni benimle bırak hüznümle bıraakk anlıyomusun ha anlıyomusun ben bu elmalarla dertleşeceğim sabaha kadar,git sedat git sende herkes gibi
: )
nerden nereye işte : ) güzel olsun herbişey diyerek kaçtım
ve güzel oldu saçmalamak geçti baya vakit : ) görüşürüz gene arada ...
 


 

6 yorum:

devinim dedi ki...

öldüm okurken yazılar minicik beyaz ekran siyahh ,yani tanışık olsak dicemki kasıtmı var gözlerimi mi bozmak istiyon :):)
okadar çok şeyden sonra aklımda ne şiir kaldı ne yazılanlar ancak
şu karınca olayı varya;
çocukken bende karıncalara aynı müdahaleyi yapar ve derdim ki acaba bizde hayatımızda açıklanmayan bişiler yaşarız ya zaman ,zaman ;acaba biz kimin gözünde karıncayız falan yanı
güzel bir sabaha uyanmanı temenni ederim

şafak dedi ki...

: ) ya tabiki de gözlerine bi kastım yok hatta dur yeniden bi düşüneyim
gözlerinin bozsam sonra bu göz bozukluğundan faydalanabilirmiyim diye : ) aslinda olabilirmiş : ) -merhaba ben brad,,brad pitt
- aa evet çok benziyosun yada benim gözlerim bozuk
- yok ne alakası var göz bozukluğuyla tamamen benim inkar edilemez yakışıklılığım : )
neyse sinsi planlarımı bi süre kilitleyeyim ben ve hemen kendime not diyerek
bu yazı altına yazı şeysinde harfler büyütülecek diye tembihleyeyim : )/günün iyi kalpli olduğum seyrek anlarından birine denk geldin ne mutlu sana : ))/
zaten yorumun sonunda altı çizilmemiş olsa da ağır bi cümle kurmuşsun
- acaba biz kimin gözünde karıncalarız
derin soru...hiç düşünmeyelim derim ben : )durduk yere canımızı sıkacak cevaplar buluruz falan hiç gereği yok : )
tanışıklığa gelince evet tam sayılmasa da tanışık sayılırız kısmen
ben bayık şeyler yaziyorum, sen hüzünlü
benim yorumlarim orta üçten dersi kırıp yorum yazan çocuk ayarindayken : )
seninkiler hoş ve aklı başinda
ee benim profilde fotoğrafım var
sonuçta senin de var : ) gerçi bi gün batımı anı olsa gerek seninki çok karanlık çikmiş ve fotoğrafı çeken sadece profilden bi silüet almiş ama olsun düşünceli bi gününmüş bence profil fotoğrafindan öyle anliyorum ben : )
ve rüzgarın saçından bi tutamı havalancdırışını yakalamiş bu da güzel bi detay katmış
yani hepten yabacı da sayılmayiz değil mi : )
son olarak güzel bi sabaha uyanmadım hava gayet kapalı burada
haliyle uzun bi kışın ardından darlandırıcı geliyo insana
ama belki günün kalanı güzel olur havadan bağımsız
ve dilerim olduğun yerde de gün gönlünce akar sen için ...

devinim dedi ki...

tebessüm ettim
teşekkür ettim
profilde ki ç-alıntı dedim
ancak olsa olsa ruhumu yansıtır dedim
karınca mevzusu bir çocuk için filozof sayılsakta şuan hiiç öyle değilim,yorum mevzusuna gelince yorumların mühim bilmeni isterim ve maviler senin olsun siyahlar benim der kaçarım :)

Aslıhan Yılmaz dedi ki...

Uykulu uykulu küçücük ve parlayan yazıları okumak her ne kadar zorlasa da bir kere başlayınca bırakamadım..
acayip garip bi şeyler...
gezegenler, karıncalar, manavlar, darbukalar.. :)
hayatın içinden hayata farklı bir bakış açısı... çok sevdim..

Vee aslında en başta söylemem gereken şey: Merhabaaaa!! =)

şafak dedi ki...

: )
biliyorum elbet profil fotoğrafının anonim olduğunu
takılıyorum işte : )hem o fotoğraftaki saçlar uzun
oysa sen kısa saç seviyosun bence : ) / kurnaz ben şimdi hayır yada evet diycen mecbur : )/
maviler de siyahlarda her kim isterse onun olsun
maksat sevenler ayrılmasın : )
güzel olsun akşam
ve not; en hızlı ben kaçarim : )

şafak dedi ki...

aslıhan için;
hoşgeldin : ) ve merhaba : )
ne önemi var başı sonu önemli değil merahabının tebessümün
nasıl rahat ederse insan öyle olsun herbişey en güzeli, diyen biriyim hep : )
ve bak ben en başta kullandım mesela merhabayi hiçte öyle başim göğe ermedi : )
uykulu uykulu demişsin demek erken yatmayi seviyosun
uyuz olsanda yarida bırakmayip ne diyo bu be diyerek sonuna kadar okumuşsun : ) ahanda işte buradan da merak duygunun güçlü olduğu sonucuna varsak : )
hayata farklı bakışlara töleransından da
yargılamayan etiketlemeyen biri olduğun sonucuna varırız kiii
bence bi yorumdan da en fazla bu kadar tahlile kasılırdı : ) şarlok holms olsa bundan öteye gidemez evet iddalıyım : )
yeniden hoşgeldin ve güzel bi akşam dileğimle : )
ha bi de merhaba : ) sonda da kulllanayim dedim eksik kalmiim hiçbişeyden evet : )