sevda, uçuşan eşarptı rüzgarda



işte geldim kış !
gürültüsünde uzandığım kalabalıklardan
ve yarısında uyanılan rüyalardan
kalktım,
uyandım …
uyandırıldım …
umut, cebimde bomboş bir kağıt parçası
diyecek hiçbir şeyi
kalmayan …

*
işte geldim kış
açtım bütün pencerelerini
ve havalandırdım içimin gecesini
sokak lambaları tastamamdı dışarıda, saydım
bakışlarım çiçeksiz vazoydu aynada, sustum
kuytu parklarda aşktım,
yaprak
yaprak
döküldüm
ve sızı sürekti ülkemde
yaraysa seyyah bedenimde
ona bile alıştım
ve geldim,
hiçbir parçamı gömmedim hiçbir yere
yalanım yok
ne isem, bu kadarım
ve ne kadarsam
senin …

*
işte geldim kış,
buz halindeyim, içime çarpa çarpa geçen günlerin
ve hiçbir şey koydum adını, avucumda kalan bütün şeylerin
dünden bir gün önce
ve yarından yüz yıllar kadar uzak
taradım en sevgilimin saçlarını, bir fotoğrafta gizlice severek
özlem tüldü ellerimde, ürkek
buğu sırdı nefesimde, tutsak
sevda, rüzgarda uçuşan eşarptı, yolcu
öptüm,
kokladım,
uğurladım ...
ve ömrü bir kaya kadar eski bu ruhu
sürükledim
sonsuzdu, fikrimin kum tanesi yalnızlığı
geldim, karşındayım
yorgunsam da unutmadım
neşesiz ellerle örülmüş taş bir duvarın oyuğunda
hala altı yaşında, kırık oyuncağım
lütfen, lütfen
onu kimse bulmasın …

*
işte geldim kış
kirpiklerim dalga kıran
ve saksıda kalan son armağan
sevdasıyla birlikte, kurumuş, manolya hanım
ağladım
meğer, beni bir kere daha terk eylemiş aşk,

o gün son parçasını da benden alarak
anladım
ama anlatmadım kimseye
anlatamam da sanırım
nasıl yırtıldığını kalbimin
söylediğim,
sustuğum, her bir kelimeyle

ve yazdığım ...
oysa sır mı ? sır mı !
değil
değil,
hiç değil !
içinde kimsen olmasa bile
giderken, her tren düdüğü
ve kapanan bir kapının ardından
adım adım yiten,
ayak sesleri
bir de büküle büküle uzaklara tüten sigara dumanı
hüzün,
hüzün,
hep
hüzün …

*
işte geldim kış …
bak körpe karanlığım
senin için yeşeriyor soğumuş külümde
zaten çoktandır on ikiyi bile beklemiyor
kül kedisi hayallerim, hepten erkenci gecelerimde
üstelik sis çökmüş,
 sevgilerde görüş, sıfırın altına düşmüş
ve küçücük içimden, kocaman yazlar baharlar geçmiş
gitmiş

şimdi bu yüzden
işte bu yüzden
ve yürek,
dökülecek yer bile bulamayıp
kendi içine kıvrılmış bir damla suyken
ben,
bir yaşama bir masal
bir masala, bir aşk
ve bir aşkın kalbinde, bir hayat
ve anmak, unutuşlar dağ kadarken, hatırlamak
istemiyorum,
yazmıyorum artık eskisi kadar
bir yaranın en az sızladığı mevsimin,
bir yaranın
en az sancıdığı iklimin,
adını söylesin biri

adını,
söylesin biri !
bu
bana
yeter …

*
işte geldim, kış
gürültüsünde uzandığım kalabalıklardan
ve yarısında uyanılan rüyalardan
kalktım,
uyandım …
uyandırıldım …
umut,
cebimde bomboş bir kağıt parçası
ve aynalarda yüzümün altında beliren bir alt yazı;
üşüdüm …
üşüdüm …
çok, üşüdüm …
____ ^^













Get Your Own Player!

kaçarken vurulan gölgeme ...



yağmur dindi,
gece yağıyor şimdi
olsan sende üzülürdün eminim,
son kırlangıçların ayak izleri de
elektrik tellerinden
silindi …

*
hayaller kitap arasına

bırakılıp, unutulan
fotoğraflar misali, solan
hayatsa bir şekilde akıp gidiyor
göç, durmaz elbet
her şey düşe kalka sürüyor
ama insanlar hep aynı
sorsan hala tümü
papatyaları kör sanıyor
oysa değiller !
değiller, sen biliyorsun
ve hüznümün arka penceresine
bıraktım birini senin için
unutma, olur mu
yokluğunda bile
gökyüzünün sonuna kadar
seviliyorsun …

*
kış geldi evet
yine çok üşüyüp
yine çok söyleniyorum
ve yaşam sürerken hükmünü kıyılarımda,
hem de bütün saçmalığıyla
onun içimdeki anlamsızlığına
ortak olması birinin,
bu anlamlı olurdu

ama
olmayınca,

olmuyor ...
boş verdim ben, üzülme sen de
mutluluk, kış soğuklarında
kendi yaralarına sarılıp, uyumuş bir çiçeğin
özünde gizleniyor …

*
yoruldum hayli
ama durmadım
bıçak kaç kere dayandıysa dibe
o kadar çekip, çıkarttım
bedenim için niyeyse, öyle pek üzülmüyorum
ve yine aynı kalabalıklarda
ve yine aynı umarsızlıkla
yürüyorum
kendinde çakılı duranların göğüs kafeslerine doğru

yürüyorum hızlı adımlarla
ve çarpıp yine aynı hızla

içlerinden geçiyorum
gece rengi bir çizik sadece kalplerinde
sonrada bırakıp onları yine kendilerinde
dönüyorum
kendi kimsesizliğime …
gerçek su, gözde biriken
gerçek aşk, kendini terk edebilen
bağlıyım hala
sözüme …

*
böyle işte
korkma sen
sevmediğim kimseye içimi açmıyorum
ve üzerimdeki her iz, hakkettiğimdir diye
yaralarımı bile sevip, gururla sahipleniyorum ...
ve sen;
kaçarken
_____vurulan
_________ gölgem
inan, sana hiç gücenmedim
darılmadım
ve hiç,

kızmadım
özledim

sadece, özledim ...
ama
varlığın
başka bir ışığa mecbursa

varlığın, bir başkasına muhtaçsa
vurulmak,
daha evlaymış
anladım …
ve bu süssüz mektubu sana
kalan yürek tozumdan
biriktirip,

yolladım …

*
yağmur dindi,
gece yağıyor şimdi
olsan sende üzülürdün eminim,
son kırlangıçların ayak izleri de
elektrik tellerinden
silindi …
____ ^^
















Get Your Own Player!